Sevim hanımın nasıl acılar çektiği ve uzun yıllar didinip
çabalaması sonucu yine de beklediğini bulamaması onun için kırılma noktası
olmuş.
Akla gelebilecek her
şeyi denemesine rağmen kendini başarılı göremiyordu. Yine çaresiz bir şekilde
acı çekmeye devam ediyordu...On dokuzuncu yaş gününde bile bu durumuna çözüm
üretecek kimse yoktu etradında. Hayatının ışığı gittikçe sönüyordu.
Yaşamaya olan azmi ve var olma savaşı bu sorunu çözmeye karar kılmış. Sonunda kendine bir söz verip bu duruma konsantre olmuş.
Nefes alma egzersizlerinden, pahalı ilaçlardan alternatif
tıptan destek almış fakat acı çekmeye devam ediyordu.
Kendi hayatı için ve yeniden
hayat dolu olabilmek için bu durumu çözmeliydi. Böyle bir hayat saplantısı
kendisine istediği çözümü verecekti. Zaten evrenden ve doğadan azimle ve
samimimi bir şekilde istenen istekler
bir gün mutlaka insanın karşısına
çıkar..
Böylece bir an önce çalışma ve araştırmalarına başlayıp
kendi kalıcı sistemini kurmaya
başlamış. Panikatak azmiyle pek çok
profesyonel sağlık uzmanlarıyla ve alternatif tıp uzmanlarıyla fikir
alışverişinde bulunmuş, bulabildiği her kaynaktan faydalanmaya başlamış.
Artık iyiden iyiye umutlarının tükendiğini düşünüyordu. Mücadele
azmi iyice zayıf düşüyordu ama harcanan onca zaman ve emekten sonra emeğinin
karşılığını alması gerekirdi. Kim olsa bu durumu kendine kabullenemez.
Hayatının baharında kocaman dünyanın insana zindan olması
gibisi yoktur. Çaresiz bir şekilde geçen zamanı dinlemek bazen insana ilham
verebilir. O beklenen ilhamı Sevim hanım gibiler duyabilir. Çünkü yaşanan acı
değerine göre insanlar daha hassas olur...












