Bu yoldan emin olmak için geçerli tanımlamayı yapalım ve
nasıl bir yol izlemek gerektiğinin açıklamaya çalışalım.
Bir sonraki atağınızın önünü kesmek için dikkatli bir
irdelemeye ihtiyaç var. Bizlerden yıllarca saklanan gerçekler gün yüzüne
çıkıyor. Doktorların panikli hastalardan teknik bilgiye sahip olduğu ancak
nihai çözümler sağlayamadıkları her zaman göz önünde... İlaçların kısa süreli
etkisiyle sürekli bağımlılık yaratan bu durumda bir çözüm sağlanmıyor maalesef.
Gerçek bağımsızlık için kendi halinden anlayan ve çözümler
üreten insanlara ihtiyaç vardır daima. Çünkü empati yeteneğimiz,
başımıza
gelmediği sürece başkalarını anlamakta yetersiz kalır. Bu yüzden yetkililerin
pek yardımcı olduğunu sanmıyoruz. Ailemizde ve etrafımızda gördüğümüz kadarıyla
bu hastane kuyruklarından şifa beklemek için perişan olan insanlarımızı
görüyoruz ve bu durumun fazla bir yarar sağlamadığını gördüklerinde daha da
mutsuz oluyorlar.
Başka tedavi yöntemleri de ilaç terapisi gibi geçici olmaktan
öteye geçmiyor. Boşa giden emekler ve zamanın israf olması büyük kayıplardır.
Size bir anımı anlatayım, anti deprasan ilaçları kullanan
bir yakınımı muaneye götürdüğümde psikiyatri doktoruna şu soruyu sordum: “
Neden hep aynı ilaçları yazdırıyorsunuz bu ilaçlar bağımlılık yaptırmıyor mu
hep?” bu nedenle şöyle bir cevap aldım:”
hayır öyle değil de bundan sonra ilacın dozunu azaltarak bir hafta kullansın.”
Dedi. O günden sonra ilacın dozunu azaltarak kullanan yakınıma azaltılarak
kullanması hiçbir tesir göstermedi ve tekrar ilacı eski dozunda kullanmaya
başladı. Böylece ne kadar bağımlılık yaptığını gözlerimle gördüm...
Bu nedenlerle panikatağın formülü umutlu bir çıkıştır ve önemle tavsiye
ediyoruz...







0 yorum:
Yorum Gönder